SARAH MOON’DAN PASSEPRESENT : ZAMAN SORUNSALI

Fotograf Dergisi : Posted On 03 October


Sarah Moon sergisi «PasséPrésent» (GeçmişŞimdi) Fransa’da Paris Modern Sanat Müzesi’nde 18 eylül 2020 – 04 temmuz 2021 arasında izleyiciyle buluştu.


Fotoğraf ve kısa metraj film sanatçısı Sarah Moon’un, sanat yönetmenliğini bizzat gerçekleştirdiği retrospektif sergisi « PasséPrésent » (GeçmişŞimdi), genel bakışla sıradan bir fotoğraf sergisinden çok, içinde sabit ve hareketli görüntüler ile yazılar barındıran dev bir yerleştirme.




Serginin Youtube videosunu aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz:

TEASER Sarah Moon, PasséPrésent, Musée d’Art Moderne de Paris

https://www.youtube.com/watch?time_continue=15&v=9EnRQU4qu78&feature=emb_logo



Paris Modern Sanat Müzesi’ndeki sergi, sanatçının beş filmi etrafında şekilleniyor: Circuss (Sirk, 2002), Le Fil rouge (Kırmızı İp, 2005), Le Petit Chaperon noir (Küçük Siyah Başlık, 2010), L’Effraie (Korku, 2004) ve Où va le blanc... (Beyaz nereye gidiyor..., 2013). Filmler sergi alanında oluşturulmuş siyah duvarlı kare odalarda gösteriliyor. Kısa metrajlı filmlerde, modern zamanda anlatılan eski çocuk hikayelerinin kişisel yorumlarıyla karşılaşıyoruz. Moon, hikayeleri kendi zamanına uyarlayarak yeni bir görsel yaratırken bu korkutucu, kontrast dolu, flu ve siyah-beyaz dünyada izleyiciyi endişeye sevk ediyor. Hikayelerde özellikle değindiği güzelliğin vadesi, geçicilik ve zamanın verdiği hasar gibi ana temalar hep zaman kavramı üzerine. Sanatçı işlerinde hep yakalanamayan bir zamanın peşinde koşuyor.



Sarah Moon – La Robe à pois (Puantiyeli elbise), 1996 © Bernard Lagace, Sarah Moon – Musée d’Art Moderne de Paris, Circuss filminin gösterim odacığı


Sanatçının zamanla ilişkisi de hikayelere bakışı gibi son derece kişisel. İzleyiciyi şöyle uyarıyor: “Benim kerterizlerim yok. Ne günler, ne aylar, ne de yıllar işaret noktalarım. İşaret noktalarım önce – o sırada – sonra.” Sergi de bu bağlamda kronolojik veya tematik düzenlemelerden kaçınılarak özgürleştirilmiş. Fotoğrafların boyutları ve dizim şekli mekanda bir ritim hatta melodi yaratıyor. İzleyici Sarah Moon’un dünyasına adım attığı andan itibaren onun adımlarını, onun zaman kavramı üzerinden izliyor. Bir araya gelen fotoğraflar, kurgusal mini hikayelere dönüşüyor ve her izleyici fotoğraflardan yola çıkarak kendi hikayesini yazıyor.



Sergilenen fotoğrafların boyutları ve dizim şekli mekanda ritim hatta melodi yaratıyor. © Bernard Lagace, Sarah Moon – Musée d’Art Moderne de Paris, Circuss filminin gösterim odacığı



Fotoğrafların ve videoların yanı sıra yazılar da sergide yön bulmamıza yardımcı oluyor. Sanatçının kendi eserleri hakkında düşünceleri, şiirleri, denemeleri fotoğraflarla birlikte genel kompozisyonu oluşturuyor. Moon, sevdiği sanatçıların yazılarından alıntılar da yapmış. Bir duvarda şöyle yazıyor: “Neredeyse her zaman aynı fotoğrafı çekiyorum. Moda fotoğrafı, bir elbise, bir kadın veya daha çok bir kadın, bir elbise.”


“Çektiğim kadınlar moda için gösterilecek olmasa hiçbir şeye tutunmayacak bir hikayenin kahramanları. İçeride, dışarıda, ayakta, oturarak sonra yakın, daha uzak, gölgede ya da güneşte, yaz, kış, önemi yok.”


“Belirsiz olanı izliyorum,

Unuttuğumu hatırlamayı bekliyorum.

Tesadüfü umuyorum ve her şeyden çok

hedeflerken///kadraja alırken etkilenmeyi arzuluyorum.

Var olmayan bir hikaye uyduruyorum, bir mekan yaratıyorum veya yok ediyorum,

Işığın yerini değiştiriyorum, gerçeklikten çıkarıyorum ve deniyorum...”



Sergide fotoğraf ve yazılardan oluşan yerleştirmeden bir görüntü. © Seylan Kandak


Sarah Moon, 60’lı yıllarda moda dünyasında manken olarak başladığı kariyerine 70’lerden itibaren, ilk olarak Cacharel markasına yaptığı çekimlerle alaylı bir moda fotoğrafçısı olarak devam ediyor. Her zaman aktif bir sipariş fotoğrafçısı olarak kalıyor ancak buna ek olarak 80’li yıllardan başlayarak kendi tarzını yaratıp kişisel projeler gerçekleştirmeye, sinematografik video çekimlerini ve yazıyı da işlerinde kullanmaya başlıyor. Moon, böylece adını hem efsanevi moda fotoğrafçısı hem de çok disiplinli bir sanatçı olarak duyuruyor.



Theresa StewarT for Issey Miyake, 1995 © Seylan Kandak, Sarah Moon
Musée d’Art Moderne de Paris



Moon, moda fotoğraflarında mankenleri bir hikayenin içine yerleştirerek zaman ve mekanda onlara kurgusal bir kimlik kazandırıyor. Modayı, giysileri, renkleri, kumaş ve desen tanıtımından çıkarıp bir adım öteye taşıyarak hikayeleştiriyor.


Moon kendine has, çarpıcı bir göze sahip. Karanlık, şiirsel, rüyayı (veya kâbusu) andıran yansımalı görüntüler sunan sanatçı, sıra dışı kadrajlar ve mükemmel renk armonileriyle izleyiciyi şaşırtıyor. Yıllara yayılan moda ve sanat işlerinde bir bütünlük var. Tüm sergi hızla aktığında sanki her fotoğraf karesi kapsamlı bir yerleştirmenin parçalarını oluşturuyor. Ayrıca Moon deneysel fotoğrafçılık olarak adlandırabileceğimiz tekniklerle görsel efektler yaratıyor. Bu efektler estetik kaygıdan öteye geçip zaman sorunsalını ön plana çıkaran Moon’un işlerine derinlik ve okunabilirlik katıyor. Flular, gölgeler, su damlaları, karanlık köşeler, grenler, kimyasalların akma izleri gibi efektler yalnızca sanatçının hakim olduğu plastik bir dil oluşturuyor. Özellikle dikkatimi çeken ve kişisel olarak beğendiğim bir teknik de fotoğrafların hemen hemen hepsinin yaklaşık 1 ila 1,5 stop az pozlanmış olması. Bu karanlık atmosfer fotoğraflara daha yakından, daha derinden bakma isteği uyandırıyor. Kontrast ise kâh çok çarpıcı, kâh hiç yok gibi. Hatta aynı karenin içinde bir tarafta yakın ton grileri ayırıp fotoğrafı okumakta güçlük çekerken diğer tarafta gözümüzü acıtan bir kontrasta rastlayabiliyoruz.




Sarah Moon – Horizon (Ufuk), 2002 © Seylan Kandak, Sarah Moon – Musée d’Art Moderne de Paris
Sarah Moon – C’est à Hambourg I (Hamburg’da I), 2015 © Seylan Kandak, Sarah Moon – Musée d’Art Moderne de Paris


Sarah Moon, 80’lerden itibaren kullandığı Negatif Polaroid tekniği sayesinde imajlarına bir derinlik ve farklı bir estetik kazandırıyor. Polaroid negatiflerin ışığa yüksek duyarlılığı sayesinde zengin tonlar elde ediyor. Zaman zaman negatiflerinin biraz atmosfer ışığı almasına, tozla temasına izin vererek onun yaşamasını ve kazalarla katmanlanmasını sağlıyor. Polaroid kullandığı fotoğrafların kenarlarını kadrajlamayarak tekniğini ve eserin gerçekleşme sürecini de izleyicinin beğenisine sunuyor zira bu alanlarda negatifin tutulup koparılışının, baskı uygulayan parmakların izlerini seçebiliyoruz. Yani sanatçı, hem ışık ve gölge oyunuyla gizemli görüntüler yaratıyor hem de gizem perdesini izleyici için yine kendi aralıyor. Moon’un fotoğraflarda çekim ve geliştirme sürecini final görselde buluşturması geçmiş ve şimdiyi aynı kareye hapsetme isteğinden ileri geliyor. Bu şekilde eserler izleyicilerin de geçmişle, bilinçaltıyla, hafızasıyla bir bağ kurması hedefleniyor. Yine zaman sorgulanıyor.


Moon fotoğrafı, gerçeği değil iç dünyasını yansıtma aracı olarak görüyor. Bize sunduğu kareler sanki sanatçının ruhsal yapısını yansıtıyor, adeta çocukluğundaki karanlık noktaları, iç sıkıntılarını, düşlerini, korkularını anlatıyor. Sarah Moon tarafından seçilmiş sergi başlığı “GeçmişŞimdi”, bize sanatçının zaman ve geçicilik üzerine kafa yorduğunu bildirir nitelikte. Sanatçının işlerinde zaman, bir çizgide ilerlemek yerine bir sarmal gibi işliyor. Moon, olmayan bir zaman yaratmaya çalışıyor, zaman içinde sıçramalar yapıyor.





Sarah Moon – La fille de l’écluse (Kilidin kızı), 1990 © Seylan Kandak, Sarah Moon – Musée d’Art Moderne de Paris




Sarah Moon – Black bird (Siyah kuş), 2015 © Seylan Kandak, Sarah Moon
Musée d’Art Moderne de Paris

Sergide özellikle ilgimi çeken ve beğendiğim seri Sarah Moon’un heykel fotoğrafları oldu. Bu fotoğraflarda sanatçı yaratıcı kadrajlarıyla anatomiyi ön plana çıkartıyor. İzleyici karelere bakarken bir an güçlü görselin etkisinde taş ve teni ayırt edemez hale geliyor. Heykeller göze organik bedenler gibi görünüyor. Aslında moda fotoğrafçısı olarak başlayan ve bu sektörü hiç bırakmayan Moon’un işi bu, insan bedeniyle çalışmak ve onu kadrajlamak. Zaman zaman elbiseyi zaman zaman hikayeyi bazen de bedeni ön plana almak. Sarah Moon’un Christian Lacroix için gerçekleştirdiği anatomi serisi, bu bakımdan çok ilgi çekici. Heykelleri fotoğraf medyumu sayesinde insan gibi gösteren Moon, Lacroix çekimi için bu kez insana bedenini cansız manken gibi sunuyor. Fotoğraftaki modelin objektife sırtını dönmüş olması gerçeklikle arasına mesafe koyuyor. İzleyici ilk bakışta karakterin bir insan mı yoksa cansız manken mi olduğu konusunda tereddüt ediyor. Moon bu gerçek-kurgu oyununu birçok eserinde tekrarlıyor. Gerek sanatçının kullandığı aksesuarlar, gerek imaj üzerindeki parmak izleri ve çiziklerle oluşan efektler, gerek vücudu parçalara ayrılmış gibi gösteren kadrajlar, bana çok sevdiğim bir fotoğrafçının, Joel Peter Witkin’in işlerini anımsatıyor.




Sergiden bir yerleştirme © Seylan Kandak, Sarah Moon – Musée d’Art Moderne de Paris

Sarah Moon – Lassitude (Usanç), 2015 © Seylan Kandak, Sarah Moon
Musée d’Art Moderne de Paris

Sarah Moon – Le lien (Bağ), 2015 © Seylan Kandak, Sarah Moon
Musée d’Art Moderne de Paris
Sarah Moon – Anatomie (Anatomi), 1997, Christian Lacroix için gerçekleştirilen seriden
© Seylan Kandak, Sarah Moon – Musée d’Art Moderne de Paris








5 views0 comments

Recent Posts

See All